İş dünyasında çalışanlara sunulan yan hakların kapsamı genişliyor. Maaş, performans primi ve sosyal yardımların yanı sıra çalışanların sağlıklarını ve ailelerinin geleceğini korumaya yönelik sigorta uygulamaları, şirketlerin insan kaynakları politikalarında giderek daha fazla önem kazanıyor.
Hayat sigortası, özel sağlık sigortası ve tamamlayıcı sağlık sigortası, farklı risklere karşı finansal güvence sağlarken şirketlerin çalışan bağlılığını güçlendirmelerine de katkıda bulunabiliyor.
Kurumsal şirketlere sigorta danışmanlığı yapan Hale Kaygusız ve Çağlar Yılmaz, işletmelerin sigorta programlarını yalnızca prim maliyetleri üzerinden değil, çalışanların ihtiyaçları, uzun vadeli finansal güvence ve şirketlerin mali planlaması açısından değerlendirmesi gerektiğine dikkat çekiyor.
Kurumsal şirketlerin çalışanları adına yaptırabildiği hayat sigortalarında, geleneksel vefat teminatlarının yanı sıra prim iadesi ve ek ödül sunan modeller de bulunuyor.
Bu modellerden birinde, poliçenin sözleşmede belirlenen koşullarla tamamlanması halinde ödenen primlerin yüzde 100'ü geri alınıyor. Buna ek olarak toplam prim tutarının yüzde 20'si oranında ödül sağlanıyor.
Böylece poliçe şartlarının eksiksiz yerine getirilmesi durumunda, prim iadesi ve ek ödülün toplamı ödenen primlerin yüzde 120'sine ulaşabiliyor.
Hale Kaygusız, hayat sigortasının şirketler açısından yalnızca çalışanların ailelerine finansal koruma sağlayan bir ürün olarak değerlendirilmemesi gerektiğini belirtiyor. Prim iadesi ve ek ödül sunan modellerin, işverenlerin uzun vadeli yan hak planlamalarında dikkate alabilecekleri seçenekler arasında bulunduğuna işaret ediyor.
Ancak prim iadesinin ve ödülün hangi hak sahibine ödeneceği, sigorta ettiren, sigortalı ve lehtar ilişkisi ile sözleşme koşullarına göre belirleniyor.
Hayat sigortasının temel amacı, çalışanın yaşamını kaybetmesi halinde geride kalan ailesinin finansal açıdan korunmasına yardımcı olmak.
Söz konusu modelde, sigortalı çalışanın iş dışındaki bir nedenle hayatını kaybetmesi durumunda poliçede belirlenen normal vefat teminatı ödeniyor.
Çalışanın iş kazası sonucunda yaşamını yitirmesi halinde ise poliçe koşullarına göre normal vefat teminatının 10 katına ulaşan ödeme öngörülüyor.
Örneğin normal vefat teminatı 100 bin dolar olan bir poliçede, kapsam dahilindeki iş kazasına bağlı vefat halinde toplam teminat 1 milyon dolara ulaşabiliyor.
Bu güvence, özellikle sanayi, üretim, inşaat, lojistik ve saha operasyonları gibi iş kazası risklerinin bulunduğu sektörlerde çalışanların aileleri açısından önem taşıyor.
Kaygusız, hayat sigortasının asıl değerinin beklenmedik bir kayıp durumunda ailenin ekonomik düzeninin korunmasına katkı sağlaması olduğunu vurguluyor. İş kazasına bağlı vefatta daha yüksek teminat öngören modellerin ise çalışanlar ve aileleri için ek bir güvence oluşturduğunu belirtiyor.
Hayat sigortasının işverenler açısından öne çıkan bir diğer yönü, mevzuatın izin verdiği ölçüde prim ödemelerinin gider olarak dikkate alınabilmesi.
Kurumsal sigorta danışmanı Hale Kaygusız, şirketlerin çalışanları adına yaptırdığı hayat sigortalarını değerlendirirken vergi avantajını da mali planlamanın bir parçası olarak ele alması gerektiğini belirtiyor.
İşveren tarafından ödenen sigorta primleri, ilgili vergi ve ücret mevzuatının koşullarının karşılanması halinde şirketin vergiye tabi kazancının hesaplanmasında gider olarak değerlendirilebiliyor.
Kaygusız, burada her şirket için geçerli tek bir vergi avantajı oranı bulunmadığına dikkat çekerek, hesaplamanın şirketin tabi olduğu kurumlar vergisi oranına göre değiştiğini ifade ediyor.
Genel kurumlar vergisi oranının yüzde 25 olduğu varsayımıyla hazırlanan örnek hesaplamalar, şirketlerin hayat sigortasına ilişkin mali tabloyu daha somut biçimde değerlendirmesine yardımcı oluyor.
Ancak bazı sektörlerde farklı kurumlar vergisi oranları uygulanması, şirketlerin vergisel durumları ve poliçe yapıları nedeniyle fiilen sağlanabilecek avantajlar değişebiliyor.
Kaygusız, kurumsal hayat sigortasının işverenlere sağlayabileceği mali avantajı aylık 10 bin dolar prim ödenen 12 yıllık bir poliçe üzerinden açıklıyor.
Kaygusız'ın örnek hesaplamasına göre, bir şirketin çalışanları adına aylık toplam 10 bin dolar hayat sigortası primi ödemesi halinde 144 ay, yani 12 yıl sonunda toplam prim tutarı 1 milyon 440 bin dolara ulaşıyor.
Poliçe süresinin tamamlanması ve sözleşmede belirlenen koşulların yerine getirilmesi halinde, ödenen 1 milyon 440 bin doların tamamı geri alınıyor. Bunun üzerine toplam primin yüzde 20'si oranında 288 bin dolar ek ödül hesaplanıyor. Böylece süre sonunda öngörülen toplam ödeme 1 milyon 728 bin dolara yükseliyor.
Kaygusız, bu noktada işverenlerin vergi avantajını da dikkate alması gerektiğini belirterek hesaplamanın ikinci boyutunu şöyle açıklıyor:
“Vergi tasarrufu, şirketin tabi olduğu vergi oranına göre değişiyor. Örneğimizde yüzde 25 kurumlar vergisi oranını esas aldığımızda, ödenen 1 milyon 440 bin dolarlık primin tamamının mevzuata uygun şekilde giderleştirilebildiği varsayımıyla 360 bin dolarlık vergi tasarrufu potansiyeli ortaya çıkıyor.”
Kaygusız, 288 bin dolarlık ek ödülle 360 bin dolarlık potansiyel vergi tasarrufu birlikte değerlendirildiğinde toplam 648 bin dolarlık mali avantaj hesaplandığını belirtiyor.
Bununla birlikte Kaygusız, bu tutarın her şirket için garanti edilmiş bir kazanç anlamına gelmediğine de dikkat çekiyor. Vergi avantajının kesin tutarı, şirketin vergi durumuna, primlerin gider yazılabilmesine ve poliçe yapısına bağlı olarak değişiyor.
Ayrıca süre sonunda prim iadesi ve ek ödülün kime ödeneceği ile bu ödemelerin vergisel sonuçlarının da sözleşme ve mevzuat çerçevesinde değerlendirilmesi gerekiyor.
Kaygusız'a göre hayat sigortasının en önemli yönü ise mali hesaplamaların ötesinde çalışanlara ve ailelerine sağladığı güvence. Sigortalı çalışanın iş dışındaki bir nedenle yaşamını kaybetmesi halinde poliçede belirlenen vefat teminatı ödenirken, iş kazasına bağlı vefatta ilgili poliçe koşulları kapsamında normal vefat teminatının 10 katına ulaşan ödeme yapılabiliyor.
Hayat sigortasının kurumsal işverenler açısından önemi yalnızca mali avantajlarla sınırlı değil.
Çalışanların ailelerine yönelik finansal güvence oluşturulması, şirketlerin insan kaynakları politikalarını destekleyen önemli uygulamalardan biri olarak değerlendiriliyor.
Kurumsal sigorta danışmanı Çağlar Yılmaz, özellikle çalışanların gelecek kaygılarını azaltmaya yönelik yan hakların işveren tercihinde etkili olabildiğine dikkat çekiyor.
Hayat sigortası, çalışanın beklenmedik şekilde yaşamını kaybetmesi durumunda ailesine maddi destek sağlayabiliyor. İş kazasına bağlı vefat halinde artırılmış teminat sunan modeller ise riskin daha yüksek olduğu çalışma alanlarında ek bir koruma oluşturuyor.
Yılmaz'a göre şirketlerin çalışanlarına yönelik uzun vadeli güvence sağlaması, çalışan memnuniyeti ve kuruma bağlılık açısından da önem taşıyor.
Kurumsal yan hak paketlerinin bir diğer önemli bileşenini özel sağlık sigortası oluşturuyor.
Özel sağlık sigortası, poliçede belirlenen kapsam ve limitler dahilinde muayene, tetkik, ameliyat ve yatarak tedavi gibi sağlık giderlerini karşılayabiliyor.
Çağlar Yılmaz, şirketlerin özel sağlık sigortası tercihinde yalnızca prim maliyetini değil, çalışanların sağlık hizmetlerine erişim koşullarını da dikkate alması gerektiğini belirtiyor.
Anlaşmalı hastane ağı, ayakta ve yatarak tedavi teminatları, yıllık limitler, bekleme süreleri ve kapsam dışı durumlar, özel sağlık sigortasının sunduğu korumayı belirleyen başlıca unsurlar arasında bulunuyor.
Özellikle farklı şehirlerde faaliyet gösteren şirketler için çalışanların bulundukları bölgelerde anlaşmalı sağlık kuruluşlarına ulaşabilmesi önem taşıyor.
Yılmaz, doğru yapılandırılmış bir özel sağlık sigortası programının çalışanların sağlık harcamalarına ilişkin belirsizlikleri azaltırken işverenlerin sunduğu yan hakların kapsamını da güçlendirebileceğini ifade ediyor.
Tamamlayıcı sağlık sigortası ise özellikle geniş çalışan kadrolarına sahip şirketler açısından önemli bir alternatif olarak öne çıkıyor.
Sosyal Güvenlik Kurumu (SGK) güvencesine sahip çalışanlar, tamamlayıcı sağlık sigortasıyla poliçenin koşulları kapsamında SGK ile anlaşmalı özel sağlık kuruluşlarında oluşabilecek ilave sağlık giderlerine karşı korunabiliyor.
Genellikle özel sağlık sigortasına kıyasla daha uygun primlerle sunulabilen tamamlayıcı sağlık sigortası, şirketlerin bütçelerini gözeterek daha fazla çalışana sağlık güvencesi sağlamasına yardımcı olabiliyor.
Çağlar Yılmaz, tamamlayıcı sağlık sigortası seçiminde anlaşmalı hastane ağının, muayene haklarının, yatarak tedavi kapsamının ve poliçe istisnalarının dikkatle incelenmesi gerektiğini vurguluyor.
Şirketlerin çalışan profiline uygun bir sağlık sigortası programı oluşturması, yan hak bütçesinin daha verimli kullanılmasını sağlayabiliyor.
Özel sağlık sigortası ile tamamlayıcı sağlık sigortası arasındaki temel fark, sağlık hizmetlerinden yararlanma koşullarında ortaya çıkıyor.
Özel sağlık sigortası, SGK güvencesinden bağımsız olarak poliçede belirtilen sağlık giderlerine karşı koruma sağlayabiliyor. Seçilen ürüne göre daha geniş hastane ağı ve farklı ek teminatlar sunulabiliyor.
Tamamlayıcı sağlık sigortası ise SGK güvencesini esas alıyor. Hem SGK hem de sigorta şirketiyle anlaşmalı sağlık kuruluşlarında, poliçenin karşıladığı ilave ücretlere yönelik güvence sağlıyor.
Kaygusız ve Yılmaz'ın değerlendirmelerine göre bu iki ürün arasında seçim yapılırken şirketin çalışan sayısı, yaş dağılımı, faaliyet gösterdiği şehirler ve ayırdığı bütçenin birlikte değerlendirilmesi gerekiyor.
Çalışanların finansal ve sağlıkla ilgili risklere karşı korunması, şirketlerin uzun vadeli insan kaynakları politikalarının önemli bir parçası haline geliyor.
Hayat sigortası, çalışanların ailelerine finansal güvence sağlarken prim iadesi ve ek ödül sunan modellerle farklı bir yan hak seçeneği oluşturuyor.
Özel sağlık sigortası, kapsamlı sağlık hizmetlerine erişimi destekliyor. Tamamlayıcı sağlık sigortası ise daha geniş çalışan gruplarına ulaşılabilecek bir sağlık güvencesi alternatifi sunuyor.
Hale Kaygusız ve Çağlar Yılmaz, şirketlerin bu üç sigorta türünü birbirinden bağımsız maliyet kalemleri yerine bütüncül bir çalışan güvence programının parçaları olarak değerlendirmesinin önemine dikkat çekiyor.
Bu içerik genel bilgilendirme amaçlıdır; kişisel yatırım tavsiyesi değildir.