Avrupa Birliği'nin (AB) Sınırda Karbon Düzenleme Mekanizması'nda (SKDM) 2026 itibarıyla mali yükümlülük dönemine geçilmesinin ardından, düzenlemenin kapsamını genişletecek yeni bir aşamaya gelindi. Avrupa Komisyonu'nun Aralık 2025'te açıkladığı yaklaşık 180 ürünlük teklif, AB kurumlarının değerlendirmeleriyle daha geniş bir boyut kazandı. Avrupa Parlamentosu, 15 Eylül 2026'da kabul ettiği pozisyonla ürün listesinin 457'ye çıkarılmasını öngören yaklaşımı desteklerken, AB Konseyi de 12 Haziran'da kapsam genişlemesine yönelik pozisyonunu kabul etti. Böylece 2028'den itibaren makine, metal mamuller ve bazı ev aletlerinin de karbon düzenlemesine dahil edilmesini öngören süreçte kurumlar arası müzakere aşamasına geçildi.

Avrupa Komisyonu'nun ilk teklifinde SKDM kapsamına 180 yeni ürünün eklenmesi öngörülüyordu. Avrupa Parlamentosu Araştırma Servisi'nin Eylül 2026 değerlendirmesine göre Parlamento'nun ilgili komitesi bu sayının 457'ye çıkarılmasını önerdi. Parlamento Genel Kurulu da 15 Eylül'de 464 kabul, 50 ret ve 159 çekimser oyla kapsamı genişleten değişiklikleri kabul etti. Nihai ürün sayısı ve uygulama koşulları, Parlamento ile Konsey arasındaki müzakerelerin ardından kesinleşecek.

Mevcut SKDM; demir-çelik, alüminyum, çimento, gübre, elektrik ve hidrojen sektörlerindeki belirli ürünleri kapsıyor. Yeni düzenlemeyle karbon maliyetinin bu ham maddeleri kullanan nihai ürünlere taşınması hedefleniyor. Komisyonun ilk teklifindeki ürünlerin yaklaşık yüzde 94'ünü ağır makine ve özel ekipmanlarda kullanılan sanayi girdileri oluştururken, kalan bölümde çamaşır makinesi gibi ev aletleri bulunuyor.

Avrupa Komisyonu'nun etki analizine göre Türkiye, Çin'in ardından kapsam genişlemesinden en fazla etkilenmesi beklenen ikinci ülke konumunda. Ticaret Bakanlığı'nın aktardığı verilere göre Komisyonun ilk teklifine esas alınan senaryoda, yeni kapsama girebilecek ürünlerde Türkiye'nin AB'ye yıllık ihracatı yaklaşık 8 milyar euro olarak hesaplanıyor. Ancak Parlamento ve Konseyin daha geniş ürün listelerine ilişkin Türkiye özelinde güncellenmiş bir ihracat büyüklüğü henüz açıklanmadı.

Türkiye, mevcut SKDM kapsamındaki ürünlerde de AB'nin önemli tedarikçileri arasında bulunuyor. Ticaret Bakanlığı'nın aktardığı Avrupa Komisyonu verilerine göre Ekim 2023-Haziran 2025 döneminde AB'nin üçüncü ülkelerden gerçekleştirdiği yaklaşık 156 milyon tonluk SKDM ürünü ithalatının 18,34 milyon tonu Türkiye'den karşılandı. Türkiye bu miktarla Ukrayna'nın ardından ikinci sırada yer alırken, çimento ve alüminyumda AB'nin en büyük tedarikçisi oldu. Türkiye'den yapılan SKDM kapsamındaki ihracatın gömülü emisyonu ise yaklaşık 42 milyon ton karbondioksit eşdeğeri olarak hesaplandı.

Avrupa Komisyonu'nun kapsamı genişletme girişiminin temel gerekçelerinden biri, karbon maliyetinden kaçınmak amacıyla üretimin AB dışına kaydırılmasını önlemek. Mevcut sistemde doğrudan ihraç edilen belirli çelik ve alüminyum ürünleri SKDM kapsamına girerken, bu ham maddelerin üçüncü ülkelerde nihai ürüne dönüştürülmesi halinde bazı ürünler düzenleme dışında kalabiliyor. Komisyon, bu farklılığı azaltmayı amaçlıyor.

Yeni düzenleme, Türk sanayicileri açısından düşük karbonlu ham maddeye erişimi ve tedarik zincirindeki emisyonların izlenmesini daha önemli hale getirecek. Makine ve beyaz eşya üreticilerinin rekabet gücünde yalnızca ürün fiyatı ve teknolojik özellikler değil, kullanılan ham maddelerin karbon yoğunluğu da etkili olabilecek.

SKDM'nin ikinci dalgasından etkilenebilecek sektörlerin başında makine sanayisi geliyor. Çelik, döküm ve alüminyum gibi girdileri yoğun kullanan üreticiler, bugün doğrudan düzenleme kapsamında bulunmayan bazı ürünlerde de karbon maliyetiyle karşılaşabilecek. Komisyonun teklifinde bağlantı elemanları, metal parçalar, endüstriyel ekipmanlar ve çeşitli makine bileşenleri öne çıkıyor.

Benzer bir süreç beyaz eşya ve dayanıklı tüketim sektörleri için de söz konusu. Komisyonun ilk teklifinde çamaşır makinelerinin örnek gösterilmesi, karbon maliyetinin nihai tüketici ürünlerine kadar uzanabileceğine işaret ediyor. Düzenlemenin yürürlüğe girmesi halinde çelik sac ve alüminyum gibi girdilerin emisyon yoğunluğu daha fazla önem kazanacak. İhracatçıların kendi üretim süreçlerinin yanı sıra tedarikçilerinden aldıkları ham maddelerin karbon verilerini de izlemeleri gerekecek.

SKDM'nin kapsamı ilerleyen yıllarda daha fazla sektöre genişleyebilir. Avrupa Komisyonu'nun Aralık 2025'te yayımladığı gözden geçirme raporuna göre 2027'de kimya gibi ilave sektörlerin, daha fazla nihai ürünün ve bazı dolaylı emisyonların kapsama alınması değerlendirilecek. Bu gelişmeler, Türkiye'nin AB'ye ihracatında önemli yer tutan otomotiv, kimya ve plastik sektörleri açısından da önem taşıyor. Ancak mevcut süreç, otomobillerin veya kimya, plastik ve cam sektörlerinin tamamının SKDM kapsamına alınacağı anlamına gelmiyor.

Avrupa Komisyonu'nun teklifinde yeni ürünlerin 1 Ocak 2028'den itibaren SKDM kapsamına alınması öngörülüyor. Nihai ürün listesi ve uygulama koşulları AB kurumları arasındaki müzakerelerin ardından belirlenecek. AB Emisyon Ticaret Sistemi'nde üreticilere sağlanan ücretsiz tahsislerin 2026-2034 döneminde kademeli kaldırılması da karbon maliyetlerinin etkisini artıracak. Türkiye açısından düşük karbonlu ham madde tedariki, ürün bazında emisyon hesaplaması ve tedarik zincirinde veri izlenebilirliği, Avrupa pazarındaki rekabetin önemli unsurları arasında yer alacak.

Ekonomim ↗

Bu içerik genel bilgilendirme amaçlıdır; kişisel yatırım tavsiyesi değildir.