Teknoloji girişimlerinin büyüme hikâyelerinde yatırım turları çoğu zaman ilk sırada yer alır. Fatih Coşkun’un kurduğu şirket ise farklı bir rota izlemiş. İlk günden itibaren öz kaynaklarıyla ilerleyen, hisse devrine gitmeyen ve kârlılığı koruyan girişim; ürün geliştirme kararlarını yatırımcı beklentileri yerine müşteri ihtiyacına göre şekillendirmiş. Coşkun, bu bağımsızlığın şirkete hem stratejik hareket alanı hem de uzun vadeli ürün odağı kazandırdığını söylüyor. Tabii çoğu zaman şirketler, büyümek için yeterli kaynağı bulmakta zorlanıyor. İlk aşamadan sonra ikinci önemli dönemeci yani bir ölçeği yakalayıp yukarı doğru çıkmak her zaman kolay olmuyor. Fatih Coşkun ve şirketi Sanction Scanner, Türkiye’den çıkan son dönemdeki en önemli başarılardan birine imza atmış görünüyor.
Coşkun, sohbetimizde büyüme konusundaki kararlılığını söylüyordu. RegTech - Regülasyon Teknolojileri ise bunu başarabilmek için ‘zamanlama’ olarak da önemli bir fırsat yaratıyor. Herkesin şimdi buna yöneldiği bir dönemde, Fatih Coşkun şirketi ile bu alanı yönlendirebilecek önemli bir girişim olarak tam yerinde duruyor. Bu öyküleri görünce diğer girişimler için de umutlanıyorum. Coşkun bu büyüme sürecini kendi cümleleriyle de şöyle anlatıyor: “Hiç dış yatırım almadan büyüyerek belirli bir olgunluğa ulaştık. Bu sayede üzerimizde herhangi bir yatırımcı baskısı olmadan doğrudan müşteri memnuniyetine ve ürünümüzün kalitesine odaklanabiliyoruz” diyen Coşkun, tüm teknolojinin Türk mühendisler tarafından sıfırdan geliştirildiğini vurguluyor. Şirket, döviz bazında üç haneli yıllık büyüme performansı yakalarken dört yıl üst üste Deloitte tarafından Türkiye’nin en hızlı büyüyen teknoloji şirketleri arasında gösterildi.
Başlangıçta kişi ve şirketlerin yaptırım ya da kara listelerde bulunup bulunmadığını tarayan Sanction Scanner, finansal sistemlerin dijitalleşmesiyle ürün kapsamını genişletti. Coşkun, “Sanction Scanner adı kurulduğumuz gün doğruydu; çünkü yaptığımız şey yaptırım listelerini taramaktan ibaretti. Ancak bugün şirketimiz o fotoğrafın dışına taştı” sözleriyle değişimin gerekçesini anlatıyor. “Lead on Compliance” vizyonundan türetilen Complead artık çatı marka; Sanction Scanner ise Fusion platformu içindeki ürünlerden biri.
Bugün Sanction Scanner’ın kapsamı, yalnızca yaptırım listelerini tarayan bir yazılımın ötesine geçmiş durumda. “Fusion” mimarisi; müşteri kabulü, yaptırım ve PEP taraması, risk profili çıkarma, gerçek zamanlı işlem izleme, dolandırıcılık tespiti, nihai faydalanıcı analizi ve regülatöre sunulacak dosyaların hazırlanmasını tek platformda buluşturan, yapay zekâ tabanlı uçtan uca bir uyum, risk ve dolandırıcılık altyapısı sunuyor. Complead, 220’den fazla ülkeden 3 bini aşkın veri noktasını işlerken yapay zekâ ajanları şirket verilerine göre rutin uyum vakalarının yüzde 77’sini otomatik sonuçlandırıyor ve yanlış alarm oranını yüzde 97’ye kadar azaltıyor.
Platformun “Açıklanabilir ve Savunulabilir Uyum” yaklaşımı, yapay zekânın verdiği kararların kaynağını ve gerekçesini denetim süreçlerinde izlenebilir hâle getiriyor. Böylece şirket, finans kuruluşlarına yalnızca hız ve otomasyon değil, düzenleyici kurumlar karşısında hesap verebilir bir karar altyapısı da sunmayı hedefliyor.
Complead’in dış sermayeye dayanmadan ulaştığı ölçek, şirketin küresel iddiasının en somut göstergesi. Bugün 80’den fazla ülkede 800’ün üzerinde kurumsal müşteriye hizmet veren şirketin portföyünde iyzico, Papara, Midas, QNB, Hepsiburada, Türk Telekom ve Togg gibi Türkiye’nin önde gelen finans ve teknoloji şirketlerinin yanı sıra Zurich, BMW, Stellantis, Delivery Hero, Western Union, NN, APMEX, Hometap, Candex ve Birleşmiş Milletler UNOPS gibi küresel kurumlar yer alıyor. Coşkun, finansal teknolojiler alanında Türkiye’den çıkan bu büyüme hikâyesini “Kârlı bir dünya markası inşa ettik” sözleriyle özetliyor.
Londra operasyonunun ardından New York’ta yeni şirketini kuran Complead, küresel odağını dünyanın en yüksek finansal suç uyum harcamasının yapıldığı ABD pazarına kaydırıyor. Bu yapılanma, şirketin büyük teknolojik evrimini ve Sanction Scanner’dan Complead’e uzanan yeni kimliğini uluslararası pazarda görünür kılacak önemli bir adım olarak konumlanıyor. Şirketin ABD gelirlerinin toplam içindeki payı bugün yüzde 8 düzeyinde. Coşkun, bugüne kadar dış yatırım almamış olsalar da bu pazardaki payı katlamak amacıyla büyümenin bir sonraki aşamasında stratejik bir “growth fund” yatırımını değerlendirebileceklerini belirtiyor.
ABD’de eski, pahalı ve hantal uyum sistemlerinin yaygınlığı Complead için önemli bir fırsat oluşturuyor. Finans kuruluşları verimlilik baskısı ile düzenleyicilerin açıklanabilirlik beklentisi arasında çözüm ararken şirket, yapay zekâ destekli mimarisini bu iki ihtiyacın kesişiminde konumlandırıyor. ESG ve kripto hizmet sağlayıcılarının uyum ihtiyaçlarını da kapsama alan Coşkun hedefini şöyle koyuyor: “İyi bir alternatif olmak değil; finansal suçla mücadelenin dünya genelinde nasıl yapıldığını yeniden tanımlayanlardan biri olmak istiyoruz”.
Bu içerik genel bilgilendirme amaçlıdır; kişisel yatırım tavsiyesi değildir.