Tekstil ve hazır giyim sektöründe artan maliyetler, gerileyen üretim ve finansman giderlerinin işletmeler üzerindeki baskısı, 19. İstanbul Hazır Giyim Konferansı’nın gündeminde öne çıktı. Türkiye Giyim Sanayicileri Derneği (TGSD) Müşterek Başkanı Toygar Narbay, sektörün son üç yıldır ağır koşullarla karşı karşıya olduğunu belirterek, “Biz bunu son 3 yıldır hissediyoruz. Çok büyük bir fırtına içinde kaldık 3 yıldır” dedi. Türkiye Giyim Sanayicileri Derneği (TGSD) tarafından bu yıl 19’uncusu düzenlenen İstanbul Hazır Giyim Konferansı, “Yeniden Tanımlanan Değer: Made in Türkiye” temasıyla gerçekleştirildi. TGSD Müşterek Başkanı Dr. Ümit Özüren’in açılış konuşmasıyla başlayan konferansta, TGSD Müşterek Başkanı Toygar Narbay ile TÜSİAD Başekonomisti Gizem Öztok Altınsaç, sektörün mevcut durumunu ve çıkış yollarını ele aldı.
Konferansta konuşan TGSD Başkanı Narbay, faaliyet kârının baskı altında olduğunu, finansman giderlerinin de işletmelerin kazançlarını erittiğini anlattı. Narbay, bu giderlerin faaliyet kârını tekstilde yüzde 130, hazır giyimde yüzde 86 oranında aşındırdığını söyledi. Narbay, değerlendirdiği dönemde ücretlerin 11,3 kat, enflasyonun 9 kat arttığını belirterek, “Bunun normalde refah yaratmasını bekleriz ama göremiyoruz. Finansman maliyetleri 3,7 kat, kur 6,5 kat arttı. Maliyet endeksi 115’ten 86’ya geldi. Biz de bunu yüzde 30 dolar bazlı bir maliyet artışıyla karşıladık. Bu da işletmelerin kârlılığını, sermayesini önemli ölçüde etkiledi” diye konuştu. Bir şirketin sermayesini koruyabilmesi için yüzde 13,5 EBITDA marjıyla çalışması gerektiğini belirten Narbay, rakiplerde bu oranın yüzde 3,6 olduğunu ifade etti. Narbay, bu fark nedeniyle Türkiye’deki işletmelerin rakiplerinin yaklaşık 10 puan gerisinde güne başladığını dile getirdi.
Mal ihracatının Türkiye ekonomisinden daha yavaş büyüdüğünü anlatan Narbay, ihracat tutarındaki artışın her zaman üretim miktarındaki büyümeyi yansıtmadığına dikkat çekti. Sektörde 2022-2025 arasında satış fiyatlarının yüzde 13 arttığını, buna karşılık üretim miktarının yüzde 21 azaldığını belirten Narbay, kârlılığın tekstilde yüzde eksi 0,6, hazır giyimde ise yüzde 2,3 seviyesinde kaldığını söyledi. İki sektör birlikte değerlendirildiğinde kârlılığın sıfıra yakın olduğuna işaret etti. Katma değer artışının üretim hacmindeki kayıpla birlikte değerlendirilmesi gerektiğini vurgulayan Narbay, “Değeri hacmi küçülterek artırdığınızda ölçek ekonomisinden koptuğunuz için sektör açısından olumlu bir sonuç ortaya çıkmıyor. Çıkışın başka bir yerde olduğunu düşünüyorum. Hem hacim korunmalı hem de değer artırılmalı ki kârlılık artsın ve işletmeler bunu dönüşüme harcayabilsin” dedi.
Konferansta sektörün mevcut durumunu ve çıkış yollarını Narbay ile birlikte değerlendiren TÜSİAD Başekonomisti Gizem Öztok Altınsaç, son yıllardaki değişimlerin Türkiye’nin Avrupa’ya yakınlık ve erişim avantajını aşındırmaya başladığını söyledi. Made in Europe yaklaşımının yanı sıra yaklaşmakta olan Hindistan ile serbest ticaret anlaşmasının da Türkiye açısından tehdit oluşturabileceğine dikkat çeken Altınsaç, uzun vadeli planlama ihtiyacını vurguladı. Türkiye’nin 2-3 yıllık planlar yerine kamu-özel sektör iş birliğini içeren 20-30 yıllık planlar yapması gerektiğini belirten Altınsaç, Çin ve Hindistan’ın bu yaklaşımla hareket ettiğini, kamunun da bu konuda rehberlik etmesi gerektiğini ifade etti. Tekstil ve hazır giyimde 350 bin kişinin üzerinde istihdam kaybı yaşandığını söyleyen Altınsaç, benzer gelişmelerin sanayinin pek çok alanında görüldüğünü aktardı.
Beceri uyumsuzluğu sorununun yaşandığını belirten Altınsaç, önümüzdeki dönemde mavi yakalı istihdamın refah artışına katkısının değişebileceğini ve farklı bir yapıya evrilebileceğini dile getirdi. Sanayicilerin sıklıkla gündeme getirdiği kur beklentilerine de değinen Altınsaç, Merkez Bankası’nın kur politikasında radikal bir değişim beklemediğini söyledi. Önümüzdeki iki yılda seçim iklimi ve ücret düzeltmeleri nedeniyle işçilik maliyetleri açısından sanayiciyi rahatlatacak bir tablonun oluşmayacağını öngören Altınsaç, finansman maliyetlerinde ise rahatlama beklediğini belirtti. Merkez Bankası’nın kademeli faiz indirimlerine başlayacağını öngören Altınsaç, 2027’nin finansman maliyetleri açısından bu yıla göre daha rahat geçebileceğini ifade etti. Özellikle yılın son çeyreğinin zorlu geçebileceği uyarısında bulunan Altınsaç, şirketlere önümüzdeki 6-7 ay boyunca likit kalmaya özen göstermelerini tavsiye etti.
Konferansın açılış konuşmasını yapan TGSD Müşterek Başkanı Dr. Ümit Özüren, Türkiye markasını güçlendirmek için iş dünyası, akademi, kamu ve sivil toplumun ortak strateji geliştirmesi gerektiğini söyledi. Türk şeflerin, bilim insanlarının, sporcuların ve sanatçıların uluslararası başarılarının yeni kapılar açtığını belirten Özüren, Türkiye’de üretilen giysilerin de tasarım ve kalitesiyle ülkenin itibarına katkı sağladığını vurguladı. Türkiye’nin ham maddeden nihai ürüne uzanan üretim yetkinliğine, Avrupa’ya yakınlığına ve esnek üretim kabiliyetine dikkat çeken Özüren, “Bilgiyi üretime taşıma hızımız, rekabet gücümüzü belirleyecek” dedi. Üniversitelerin araştırma gücüyle işletmelerin deneyiminin daha sık buluşturulmasını isteyen Özüren, tasarım, teknoloji ve markalaşmayla yaratılan değerden alınan payın büyütülmesi gerektiğini ifade etti.
McKinsey Hazır Giyim, Lüks Moda Sektörü Küresel Lideri Gemma D'Auria, Türkiye'nin küresel rekabette pamuk, ürün geliştirme ve hızlı üretim gücünü öne çıkarması gerektiğini söyledi. Markaların fiyatın yanı sıra hız, esneklik ve dayanıklı tedarik zincirleri aradığını belirten D'Auria, doğal elyafa yönelişin Türk üreticiler için fırsat yarattığını ifade etti. Özellikle spor giyimde pamuk ve yün kullanımının gelişeceğine dikkat çeken D'Auria, üç boyutlu tasarımın numune süreçlerini dört ila altı hafta kısaltabileceğini aktardı. Küçük partilerle üretim ve hızlı teslimatın markaların stok yükünü azaltacağını belirten D'Auria, inovasyona ve şeffaf maliyet hesaplamasına yatırım çağrısı yaptı.
Bu içerik genel bilgilendirme amaçlıdır; kişisel yatırım tavsiyesi değildir.