Yaz aylarındaki görece sakin dönemin ardından İran'ın gemilere yönelik saldırıları Basra Körfezi'nde yoğunlaştı ve coğrafi olarak genişledi.
Birleşik Krallık Deniz Ticareti Operasyonları'nın (UKMTO) 16 Ekim'de yayımladığı haftalık bilançoya göre geçen hafta 12 saldırı kaydedildi ve bunların 10'u Hürmüz Boğazı'nda, biri Basra Körfezi'nde, biri Umman Körfezi'nde gerçekleşti. Bu dağılım saldırıların tek bir darboğazda sıkışmadığını, aksine Basra'dan Umman Denizi'ne uzanan yaklaşık bin kilometrelik hatta yayıldığını gösteriyor.
Resmi sayının buzdağının görünen kısmı olabileceği değerlendiriliyor. UKMTO, hedef alınan gemilerin çoğunun ticari ve sigorta maliyetleri nedeniyle olayları bildirmemesi nedeniyle gerçek saldırı sayısının daha yüksek olabileceği uyarısında bulundu. Bu sessizlik İran'ın caydırıcılık üretme taktiğini besliyor, zira bildirilmeyen her olay Tahran'ın gölge savaşını büyütürken, uluslararası müdahale zeminini daraltıyor.
İran'ın açıklamaları iki farklı gerekçeye dayanıyor ve hukuki kılıf oluşturmaya çalışıyor. İran donanması 17 Ekim'de Umman Denizi'nde alev alan ve hareketsiz kalan bir petrol tankerini tespit ettiğini açıkladı ve Tahran tankerin 'yasa dışı seyir' yapmaya çalıştığını söyledi. İran Devrim Muhafızları donanması ise iki milyon varilden fazla ham petrol taşıyan başka bir süper tankerin Hürmüz Boğazı'nda alev aldığını duyurdu ve tankerin ABD Ordusu'nun desteğiyle İran'ın yasa dışı kabul ettiği bir rotayı kullanmaya çalışırken deniz mayınına çarptığını öne sürdü. Tahran aynı açıklamada tankeri konum belirleme sistemleriyle radarını devre dışı bırakmakla suçladı.
Bu son dalga İran'ın önceki dönemdeki yöntemlerinden ayrılıyor. Çünkü geçmişte daha çok hızlı botlarla yaklaşma ve uyarı atışı görülürken, şimdi mayın, seyrüsefer sistemi karartma iddiası ve geniş coğrafyaya yayılmış eş zamanlı saldırılar raporlanıyor. Bu değişim İran Devrim Muhafızları Ordusu'nun düzenli donanmadan daha aktif rol aldığını gösteriyor ve Hürmüz'ü kapatmadan Hürmüz'ün risk primini yükseltme stratejisini yansıtıyor.
Saldırılardaki tırmanışın zamanlaması siyasi takvimle örtüşüyor, çünkü ABD'de 3 Kasım'da yapılacak ara seçimler yaklaşırken İran'ın Washington'a karşı pazarlık gücünü artırmaya çalıştığı değerlendiriliyor. Tahran bir yandan petrol fiyatları üzerinden küresel piyasayı sıkıştırarak ABD yönetiminin üzerindeki enflasyon baskısını artırmayı hedefliyor, diğer yandan da Hürmüz'de kontrolü elinde tuttuğu mesajını vererek olası bir nükleer müzakere veya yaptırım pazarlığında elini güçlendirmeye çalışıyor.
Basra Körfezi'nde tırmanan bu yeni dalganın, Hürmüz Boğazı'ndan geçen küresel petrol arzının yaklaşık beşte birini doğrudan etkileyebileceği belirtilirken, önümüzdeki haftalarda gözler hem Tahran'dan gelecek yeni açıklamalara hem de ABD Merkez Kuvvetler Komutanlığı'nın olası bir yanıt verip vermeyeceğine çevrilecek.
Bu içerik genel bilgilendirme amaçlıdır; kişisel yatırım tavsiyesi değildir.