Dünya ekonomisi, enerji şokları ve ticaret gerilimlerine rağmen büyümeyi sürdürse de kamu maliyesinde biriken sorunlar giderek daha belirgin hale geliyor. Uluslararası Para Fonu’nun (IMF) Dünya Ekonomik Görünümü raporu, hükümetlerin artan harcamalar, yüksek borçlanma maliyetleri ve zayıflayan bütçe dengeleri arasında sıkıştığını ortaya koyuyor. Fon, özellikle büyük ekonomilerde kamu maliyesinin yeniden yapılandırılması ve yeni şoklara karşı mali alan oluşturulması için acil adımlar atılması gerektiği uyarısında bulunuyor.
IMF tahminlerine göre gelişmiş ekonomilerin net borçlanması bu yıl gayrisafi yurt içi hasılanın (GSYH) yüzde 5,2’sine ulaşacak. Bu oran, dünyanın pandemi kısıtlamalarıyla mücadele ettiği 2021’den bu yana en yüksek seviye olacak. Çin ve ABD’de bütçe açıklarının da 2026’da GSYH’nin yüzde 8’ine ulaşması veya bu düzeyi aşması bekleniyor. Fonun hesaplamaları, bazı ülkelerin yalnızca merkezi yönetim bütçesini esas alan tahminlerinden daha geniş bir kamu kesimini kapsıyor.
IMF’nin son tahminleri, nisan ayında yayımlanan rapora kıyasla kamu maliyesi görünümünde bozulmaya işaret ediyor. ABD’de genel hükümetin net borçlanmasının bu yıl GSYH’nin yüzde 8,5’ine ulaşması bekleniyor. Bu oran 2025’te yüzde 7,1, pandemi öncesinde ise yüzde 5,8 düzeyindeydi.
Bütçe dengelerindeki bozulma, kamu borcunun çevrilmesini de daha maliyetli hale getiriyor. Enerji fiyatlarının yükselmesi enflasyon baskılarını artırırken, merkez bankalarının faiz indirimlerini ertelemesi veya faiz artırımlarına yönelmesi devletlerin borçlanma maliyetlerini yukarı çekiyor. ABD, Euro Bölgesi ve Japonya’da faizlerin yeniden yükselmesi, yüksek borç stokuna sahip hükümetlerin bütçelerinde faiz ödemelerine ayrılan payı büyütme riski taşıyor.
Tahvil getirilerinin küresel finansal kriz öncesindeki seviyelere dönmesi olasılığı da gündemde. IMF, yüksek mali dengesizliklerle tahvil piyasalarındaki kaldıraçlı işlemlerin birleşmesinin, satışları ve faiz yükselişini birbirini besleyen bir döngüye dönüştürebileceği uyarısında bulunuyor. Artan savunma, enerji ve sosyal harcamalar da bütçelerdeki baskıyı artırıyor.
Fonun başekonomisti Silvana Tenreyro’nun değerlendirmesiyle, küresel ekonomi direnç gösterse de bu direncin sınırlarına yaklaşılıyor. Yapay zekâ yatırımlarının sağladığı destek ve beklenenden iyi ekonomik faaliyet, enerji şokunun etkilerini bir ölçüde dengeledi. Ancak IMF’ye göre bu görünüm, artan kamu borcu risklerini ortadan kaldırmıyor. Küresel kamu borcunun on yılın sonuna doğru GSYH’nin yüzde 100’üne yaklaşması bekleniyor.
IMF, Orta Doğu'daki savaşın uzaması ve ticaret gerilimlerine rağmen 2026'nın ilk yarısında ekonomik faaliyetin beklentilerden daha güçlü seyrettiğini bildirdi. Fon, küresel ekonominin bu yıl yüzde 3,1, 2027'de ise yüzde 3,4 büyümesini bekliyor. Ancak ülkeler arasındaki görünüm farklılaşıyor.
IMF, Türkiye ekonomisinin 2026'da yüzde 2,7, 2027'de yüzde 3,6 büyümesini bekliyor. Fonun temmuz ayındaki tahminlerinde bu yıl için büyüme beklentisi yüzde 2,9 düzeyindeydi; gelecek yıla ilişkin öngörü ise yüzde 3,6'da korunmuştu. Böylece 2026 büyüme tahmini aşağı çekilirken 2027 beklentisinde değişikliğe gidilmedi.
Enflasyon tarafında da yüksek seviyelerin sürmesi bekleniyor. IMF, Türkiye'de yıl sonu enflasyonunun 2026'da yüzde 31,2, 2027'de yüzde 26,5 olacağını öngörüyor. Bu görünüm, büyüme performansının yanı sıra fiyat istikrarı ve finansman koşullarının da ekonomi gündemindeki ağırlığını koruyacağına işaret ediyor.
IMF, küresel manşet enflasyonun enerji ve gıda fiyatlarındaki artışın etkisiyle 2026’da yüzde 4,7’ye çıkmasını, 2027’de ise yüzde 4,1’e gerilemesini bekliyor. Enerji maliyetlerindeki yükseliş, hem hanehalkı harcamalarını hem de şirketlerin üretim giderlerini etkileyerek fiyat baskılarını canlı tutuyor. Küresel ticaret hacmindeki büyümenin de 2026’da yavaşlaması, 2027’de ise istikrar kazanması öngörülüyor.
Bu içerik genel bilgilendirme amaçlıdır; kişisel yatırım tavsiyesi değildir.