Karayolu araç üstü ekipmanları, konteyner ve demiryolu komponentleri üretmek amacıyla 1992 yılında kurulan ve Eskişehir Organize Sanayi Bölgesi’ndeki modern tesisinde hizmet veren Esray, faaliyetlerini demiryolu sektörüne yoğunlaştırdı. Şirket, özel tip yük vagonları, bojiler ve yol bakım araçlarına yönelik üretim kabiliyetiyle Avrupa pazarındaki çalışmalarını sürdürüyor.
Müşteri ihtiyaçlarına göre geliştirilen ve mühendislik çalışması gerektiren projeler ürettiklerini belirten Esray Yönetim Kurulu Üyesi Rıdvan Yanar, “Özel tip demiryolu araçlarında edindiğimiz deneyim, farklı taşıma ve işletme ihtiyaçlarına çözüm geliştirmemizi sağlıyor. Almanya ve İspanya’dan aldığımız yeni projelerle birlikte 2027 yılının sonuna kadar devam eden işlerimiz bulunuyor. Üretim programımızı bu projeler doğrultusunda planlarken verimliliğimizi ve mühendislik kabiliyetimizi geliştirmeye yönelik çalışmalarımızı da sürdürüyoruz” dedi.
Avrupa’da özellikle Almanya, Avusturya ve İsviçre pazarlarına odaklandıklarını ifade eden Yanar, üretimlerinin yaklaşık yüzde 80’ini ihraç ettiklerini söyledi. Yanar, “İhracatımızın yarısına yakınını Almanya’ya gerçekleştiriyoruz. Mevcut müşteri ilişkilerimiz ve yürüttüğümüz projeler açısından Almanya bizim için öncelikli bir pazar. Avusturya ve İsviçre’de de özellikle yol bakım araçlarına yönelik fırsatları değerlendiriyoruz. Uzun vadeli iş birlikleri kurarak uzmanlaştığımız ürün gruplarında daha fazla sorumluluk üstlenmeyi hedefliyoruz” şeklinde konuştu. Müşterilerin teknik beklentilerine uygun üretimin yanında kalite, izlenebilirlik ve teslimat performansının da önem taşıdığını belirten Yanar, yeni projeleri bu unsurları birlikte değerlendirerek ele aldıklarını kaydetti.
Özel tip yük vagonlarının üretim faaliyetlerinde önemli bir yer tuttuğunu vurgulayan Rıdvan Yanar, altı akslı vagonun yeni versiyonu üzerinde çalıştıklarını açıkladı. Yanar, “Uzun yıllardır farklı versiyonlarını ürettiğimiz altı akslı vagonumuz, ağır yüklerin taşınmasına yönelik geliştirdiğimiz ürünlerden biri. 135 ton faydalı yük taşıma kapasitesine sahip bu ürün, özellikle çelik üreticilerinin taşıma ihtiyaçlarına cevap verebiliyor. Taşınacak yükün özelliklerine ve işletme koşullarına uygun düzenlemelerle ağır iş makineleri ve özel ekipmanların taşınmasında da kullanılabiliyor” ifadelerini kullandı. Yeni versiyonda müşteri taleplerini ve güncel teknik gereklilikleri esas aldıklarını kaydeden Yanar, “Aracın tasarımını kullanım ihtiyaçları ve ilgili standartlar doğrultusunda geliştiriyoruz. Tasarım, prototip, test ve onay aşamalarını birlikte ele alarak yeni versiyonu pazara sunmayı hedefliyoruz” dedi.
Esray’ın üretimle birlikte tasarım ve mühendislik süreçlerindeki kabiliyetlerini de geliştirdiğini vurgulayan Yanar, müşterilerin projelerin farklı aşamalarında sorumluluk alabilecek iş ortaklarına ihtiyaç duyduğunu belirterek, “Müşterilerimizin ihtiyacını doğru tanımlamak, uygun teknik çözümü geliştirmek ve bunu üretime aktarmak bir bütünün parçaları. Tasarım, analiz, prototip üretimi, test ve homologasyon süreçlerinde edindiğimiz deneyimi daha kapsamlı bir hizmete dönüştürmek istiyoruz. Kendi ekibimiz ve uzman iş ortaklarımızla yürüttüğümüz çalışmalar sayesinde projelerin farklı aşamalarına katkı sağlayabiliyoruz. Hedefimiz, üretim kabiliyetimizin yanında mühendislik deneyimimizi de Avrupa pazarında daha fazla değerlendirmek” diye konuştu. Bu yaklaşımın yeni ürün geliştirme çalışmalarında da belirleyici olduğunu ifade eden Yanar, üretilebilirlik, bakım ihtiyaçları ve işletme şartlarının tasarımın başlangıcından itibaren dikkate alınmasına önem verdiklerini söyledi.
Türkiye’nin yerli elektrikli lokomotif projesi E5000’de yer almanın kendileri açısından önemli bir deneyim olduğunu dile getiren Yanar, proje kapsamında üretim, test ve homologasyon çalışmalarına katkı sağladıklarını söyledi. Rıdvan Yanar, sözlerine şöyle devam etti: “E5000 projesinde TÜRASAŞ ile yürüttüğümüz çalışmalar, lokomotif gövdesi üretimindeki deneyimimizin yanında test ve onay süreçlerine ilişkin bilgi birikimimizi de geliştirdi. Prototipin yurt dışındaki test çalışmaları ile Türkiye’de gerçekleştirilen yol ve fren testlerini kapsayan süreçlerde görev aldık. İstanbul Teknik Üniversitesi akademisyenlerinin de katkı sağladığı bu çalışmalar, farklı uzmanlık alanlarının ortak bir hedef doğrultusunda nasıl bir araya geldiğini görmemiz açısından değerliydi.”
Ar-Ge ve üniversite-sanayi iş birliklerine yönelik çalışmalarını sürdürdüklerinin altını çizen Rıdvan Yanar, yeni ürünlerin geliştirilmesinde akademik bilgi birikimiyle üretim deneyimini bir araya getirmeye önem verdiklerini söyledi. Yanar, “Üniversitelerle ortak yürüttüğümüz iki projemiz bulunuyor. Bu projelerin tasarım ve analiz çalışmalarının önemli bir bölümünü Türkiye’de gerçekleştirmeyi planlıyoruz. Ülkemizdeki mühendislik birikiminden ve yetişmiş insan kaynağından yararlanarak yeni ürün geliştirme kabiliyetimizi artırmayı hedefliyoruz” diye konuştu. Geçmişte üç akslı boji ve demonte balast konteynerine ilişkin fikri mülkiyet çalışmaları yürüttüklerini de aktaran Yanar, “Önümüzdeki dönemde de üniversitelerle iş birliklerimizi sürdürerek tasarımdan üretime uzanan çalışmalarımızı yeni ürünlere dönüştürmek istiyoruz” dedi.
Bu içerik genel bilgilendirme amaçlıdır; kişisel yatırım tavsiyesi değildir.