Yayında altın, gümüş, platin, paladyum, bakır, petrol ve tarım emtialarındaki son görünüm ele alındı. Süheyla Yılmaz’ın sorularını yanıtlayan emtia piyasaları uzmanı Zafer Ergezen, yüksek enerji fiyatları, enflasyon ve faizler arasındaki ilişkinin emtia fiyatlarında belirleyici olmaya devam ettiğini söyledi.

Ergezen, Brent petrolün 95 doların üzerinde fiyatlanmasının piyasanın savaşın kısa vadede sona ereceğine inanmadığını gösterdiğini belirtti.

Petrolün diğer emtialara göre geleceği fiyatlamaktan çok mevcut arz koşullarını yansıttığını ifade eden Ergezen, 95 dolar üzerindeki seyrin arzın yetersiz kaldığı ve enflasyon endişelerinin devam ettiği anlamına geldiğini söyledi.

Bu ortamda stok amaçlı alımların hızlanmasıyla Brent petrolün kısa sürede 120 dolara çıkabileceğini değerlendirdi.

“95 dolar üzerinde kaldığı sürece Brent petrolde 120 doları görmemiz işten bile değil.”Ergezen, bunun kesin bir fiyat hedefi değil, mevcut savaş ve arz koşullarına bağlı bir risk senaryosu olduğunu vurguladı.

Savaşın şiddetlenmesi, enerji güzergâhlarının daha fazla kapanması veya rafinerilerin talebi karşılayamaması durumunda petrol fiyatlarında çok daha sert bir yükseliş yaşanabileceği belirtildi.

Ergezen, 120 doların aşılması halinde Brent petrolde 150 dolara doğru hızlı bir hareket riskinin bulunduğunu söyledi.

Bu senaryonun teknik göstergelerden çok fiziki arzın daralmasına dayandığını belirten Ergezen, rafineri kapasitesi ve enerji geçiş yollarındaki sorunların fiyatları kısa sürede yukarı taşıyabileceğine dikkat çekti.

Petrol fiyatlarında yükselişin tek olasılık olmadığı, kalıcı bir siyasi veya askeri anlaşmanın fiyatları hızla aşağı çekebileceği ifade edildi.

Ergezen, savaşın sona ermesi ve arz kanallarının yeniden açılması halinde Brent petrolün önce 67-70 dolar bandına gerileyebileceğini söyledi.

Arzın kısa vadede hızlı biçimde artmasıyla oluşabilecek sert düşüşün ardından fiyatların 75-80 dolar seviyelerine doğru yeniden dengelenebileceğini belirtti.

“70 dolarlar hayal değil. Ama bunun için kalıcı anlaşmayı ve savaşın bittiğini görmemiz lazım.”

Petrol fiyatlarındaki yükselişin enflasyonu artırması, merkez bankalarının faizleri daha uzun süre yüksek tutmasına neden oluyor.

Yüksek faizlerin tahvil ve mevduat gibi faiz getirili araçları daha cazip hale getirdiğini belirten Ergezen, bu durumun faiz getirisi bulunmayan altın üzerinde baskı yarattığını söyledi.

Güçlü dolar endeksi ve ABD faizlerinin uzun yılların en yüksek seviyelerinde bulunmasının da yatırımcıların nakit ve tahvil tarafına yönelmesini desteklediği ifade edildi.

Altında kısa vadeli ana referans seviyesinin 4 bin 150 dolar olduğu belirtildi.

Ons altında aşağıda 3 bin 900-4 bin dolar bandı destek, yukarıda ise 4 bin 400 dolar seviyesi direnç olarak gösterildi.

Altının bu iki bölge arasında sıkıştığını söyleyen Ergezen, dolar endeksinde belirgin bir gerileme yaşanmadan ve jeopolitik görünüm değişmeden 4 bin 400 doların aşılmasının zor olduğunu ifade etti.

Savaşın sona ermesi, petrol fiyatlarının gerilemesi ve finansal piyasalardaki iyimserliğin artması halinde ons altında 4 bin 800-5 bin dolar bandının gündeme gelebileceği değerlendirildi.

Ancak bu seviyelerin üzerinde kalıcılığın kolay olmayacağı belirtildi.

Ters senaryoda, petrolün 120 dolara yükselmesi halinde altında önce 3 bin 900 dolar desteğinin test edilebileceği ifade edildi. Petrol fiyatlarının daha da yükselmesi ve faizlerin uzun süre yüksek kalacağı beklentisinin güçlenmesi halinde 3 bin 400 dolar seviyesi de gündeme gelebilir.

Gümüş, platin ve paladyumda kısa vadeli görünümün altına kıyasla daha zayıf olduğu belirtildi.

Yüksek enerji fiyatlarının enflasyonu, enflasyonun da faiz ve yatırım maliyetlerini artırdığına dikkat çekildi. Bu tablonun küresel büyümeyi yavaşlatarak sanayi metallerine yönelik talebi sınırlandırdığı ifade edildi.

Savaşın sona ermesi halinde gümüşte 72 dolara doğru tepki yükselişi görülebileceği, güçlü bir hareketle 80 dolar seviyesinin test edilebileceği değerlendirildi. Ancak 80 doların üzerindeki fiyatların kısa vadede kalıcı olması beklenmiyor.

Gümüşün 2027’nin ilk yarısında da yatay ve baskılı bir görünüm sergileyebileceği öngörüldü.

Yapay zekâ, yenilenebilir enerji ve elektrikli araç yatırımlarında gümüş kullanılmasına rağmen bu alanların toplam gümüş talebi içindeki payının fiyatları tek başına yukarı taşıyacak büyüklükte olmadığı belirtildi.

Küresel büyümedeki yavaşlama ve yüksek finansman maliyetlerinin, bu sektörlerden gelen talebin olumlu etkisini sınırladığı ifade edildi.

Faizlerde düşüş başlamadan önce petrolün ve ardından enflasyonun gerilemesi gerektiği için gümüşte kalıcı yükseliş sürecinin altına kıyasla daha uzun sürebileceği değerlendirildi.

Endüstriyel metaller arasında bakır için daha olumlu bir görünüm çizildi.

Madenlerdeki grevlerin sona ermesiyle arz endişelerinin bir miktar azalmasına rağmen talebin güçlü kalmaya devam ettiği belirtildi. Son üç haftada yatay bir görünüm izlense de uzun vadeli talep dinamiklerinin değişmediği ifade edildi.

Yapay zekâ altyapısı, veri merkezleri, yenilenebilir enerji ve elektrikli araç yatırımlarında bakır kullanımının yüksek olması, fiyatları destekleyen ana unsur olarak gösterildi.

Ergezen, bakırda bir anda yüzde 50-100 oranında yükseliş beklemediğini ancak ana eğilimin yukarı yönlü olduğunu söyledi. P

Bakırın, küresel büyümenin yeni motorları olarak gösterilen sektörlerin temel girdilerinden biri olduğu belirtildi.

Yenilenebilir enerji şebekeleri, elektrikli araçlar ve yapay zekâ veri merkezleri yatırımları devam ettiği sürece bakır talebinin artmayı sürdüreceği ifade edildi.

Bakır fiyatlarındaki yükselişin yalnızca arz eksikliğinden kaynaklanmadığını belirten Ergezen, güçlü ve yapısal talebin fiyatlamada daha belirleyici olduğunu söyledi.

Demir cevherinde görülen tepki yükselişinin kalıcı bir trend değişimine dönüşüp dönüşmeyeceğinin henüz net olmadığı belirtildi.

Fiyatların yönünü belirlemek için Çin’in ham çelik üretimi, limanlardaki demir cevheri stokları ve büyük üretici ülkelerden yapılan sevkiyatların takip edilmesi gerektiği ifade edildi.

Çin ekonomisindeki talep görünümünün zayıflaması durumunda demir cevherindeki yükselişin sınırlı kalabileceği, üretim ve stok verilerindeki iyileşmenin ise fiyatları destekleyebileceği değerlendirildi.

Ukrayna’nın tahıl ihracatı için yeni güzergâh arayışları ve Rusya-Ukrayna hattındaki saldırıların buğday fiyatlarını yukarı taşıdığı belirtildi.

Farklı buğday kontratlarında yılbaşından bu yana yüzde 13 ile yüzde 45 arasında değişen yükselişler görüldüğü, ortalama artışın yaklaşık yüzde 30’a ulaştığı aktarıldı.

Bu yükselişin gıda enflasyonu üzerinde yeni baskı oluşturabileceği ve merkez bankalarının enflasyonla mücadelesini zorlaştırabileceği ifade edildi.

Şeker piyasasında Hindistan ve Brezilya’dan gelen birbirine zıt gelişmelerin fiyatlamayı zorlaştırdığı belirtildi.

Hindistan’ın etanol üretimine ayrılacak şeker miktarını sıfırlaması, daha fazla şekerin doğrudan piyasaya sunulmasına ve arzın artmasına imkân sağladı.

Brezilya’da ise olumsuz yağış koşullarının hasadı aksattığı ve üretimi yüzde 14’e kadar düşürebileceği yönünde tahminler bulunduğu aktarıldı.

Hindistan kaynaklı arz artışı fiyatları aşağı çekerken Brezilya’daki üretim kaybı riski yukarı yönlü baskı oluşturuyor.

Yayında emtia piyasalarının yönü açısından üç temel göstergenin öne çıktığı belirtildi:

Petrol fiyatları, uzun vadeli tahvil faizleri ve dolar endeksi.

Petrolün enflasyon üzerindeki etkisi, tahvil faizlerinin yatırımcıların altın ve diğer emtialara yönelik tercihini değiştirmesi, dolar endeksinin ise dolar cinsinden fiyatlanan emtiaların genel yönünü belirlemesi nedeniyle bu göstergelerin birlikte takip edilmesi gerektiği ifade edildi.

Ekonomim ↗

Bu içerik genel bilgilendirme amaçlıdır; kişisel yatırım tavsiyesi değildir.