Uluslararası Para Fonu'nun (IMF) küresel ekonomide bir borç sarmalı riskine işaret ettiği son raporunu değerlendiren Prof. Dr. Sinan Alçın, dünyada üretilen reel malların değerinin 85 trilyon dolar seviyesinde kalmasına karşın borç ve finansal varlıklarla dolaşan para miktarının 300 trilyon dolara dayandığını belirtti. Aradaki bu devasa farkın 2008 benzeri büyük bir küresel finans krizini tetikleme riski taşıdığını vurgulayan Alçın, borç krizine dikkat çeken Uluslararası Para Fonu (IMF) ve Dünya Bankası'nın aslında mevcut borç bazlı finans-kapital sisteminin ve acı reçetelerin birincil mimarları olduğuna dikkat çekti.

Küresel sistemin artık sürdürülemez bir noktaya geldiğini ifade eden Prof. Dr. Alçın, ABD tahvil getirilerinin alımlara rağmen %5 seviyesinin altına indirilememesinin ve petrodolar sisteminin sorgulanmasının tehlikenin büyüklüğünü gösterdiğini belirtti. Çin’in de bu tabloyu öngörerek 2008 öncesinde 4,4 trilyon dolar olan ABD doları rezervlerini 2,1 trilyon dolara kadar gerilettiğini ve birikimlerini altın ile diğer emtialara dağıttığını dile getirdi.

Türkiye’nin 'Kırılgan 8' ülkeleri arasında cari açık yönünden en hassas konumda yer aldığını belirten Prof. Dr. Alçın, bunun temel sebebinin enerji, ham madde ve ara malında dışa bağımlılık olduğunu vurguladı. Büyüme sağlandıkça ithalat ihtiyacının ve dolayısıyla döviz talebinin arttığına işaret eden Alçın, sadece ihracat miktarını övmek yerine ortalama kilogram başına düşen katma değeri (dış ticaret haddini) artıracak politikalara geçilmesi gerektiğini söyledi.

Rakamlarla mevcut tabloyu özetleyen Prof. Dr. Alçın, Türkiye'nin 2025 yılını 25 milyar dolar cari açıkla kapatmasına karşın, 2026 yılının ilk 8 ayında cari açığın 44 milyar dolara ulaştığını hatırlattı. Hürmüz krizinin petrol fiyatlarını 100 doların üzerine sabitlemesi ve iç piyasadaki dalgalanmalar nedeniyle yıl sonu cari açık tahminini 58-60 milyar dolar bandına çıkaran Prof. Dr. Alçın, bu durumun doğrudan kriz anlamına gelmese de Türkiye Cumhuriyet Merkez Bankası (TCMB) rezervleri üzerinde ciddi bir yönetim stresi yarattığını ifade etti.

İç piyasada yaşanan fon krizi skandalının Borsa İstanbul üzerinde doğrudan baskı oluşturduğunu belirten Prof. Dr. Alçın, borsadaki işlem hacmi ve adedinin yarı yarıya düştüğüne dikkat çekti. Piyasada öncelikle kanamanın durdurulması gerektiğini kaydeden Alçın, MSCI endeksinden Türkiye'nin çıkarılmayacağı yönündeki kararın ise olumlu bir izleme adımı olduğunu söyledi.

Borsadaki güven ortamının yeniden tesisi için şirket yönetimi ve halka arz kültürünün değişmesi gerektiğini vurgulayan Prof. Dr. Alçın, patronların halka açılmayı yalnızca banka kredi limitleri dolduğunda ‘ucuz finansman sağlama yöntemi’ olarak görmemesi gerektiğini ifade etti. Gerçek bir kurumsallaşma olmadan apar topar yapılan halka arzların türbülans dönemlerinde şirketleri ve yatırımcıları koruyamayacağını sözlerine ekledi.

Ekonomim ↗

Bu içerik genel bilgilendirme amaçlıdır; kişisel yatırım tavsiyesi değildir.