Brommer, 17 Ekim Dünya Jeotermal Günü kapsamında yaptığı değerlendirmede jeotermal enerjinin yerli, güvenilir ve sürdürülebilir bir kaynak olduğunu söyledi. Bu kaynağın elektrik üretiminin yanı sıra şehirlerin ısıtma ve soğutma ihtiyacında, sanayi süreçlerinde ve jeotermal seralarda kullanılabildiğini belirten Brommer, jeotermalin dışa bağımlılığı azaltma potansiyeline de işaret etti.
Jeotermalin küresel ölçekte daha fazla kullanılabilmesi için yatırım, düzenleme ve kurumsal kapasitenin geliştirilmesi gerektiğini kaydeden Brommer, projelerin yüksek başlangıç maliyetleri, arama riskleri ve uzun izin süreçleri nedeniyle yatırımcılar açısından zorluk taşıdığını aktardı. Kaynak haklarının netleştirilmesi, şeffaf lisanslama ve arama risklerini azaltacak mekanizmaların istikrarlı yatırım koşullarıyla birlikte oluşturulmasının önemini vurguladı.
Türkiye’nin jeotermal enerji kurulu gücünde dünyada dördüncü, Avrupa’da birinci olduğunu hatırlatan Brommer, ülkenin uygulama çeşitliliğinin öne çıktığını dile getirdi. Türkiye’nin deneyiminin bölgesel ısıtma, tarım ve yerel ekonomik kalkınmanın da desteklenebileceğini göstermesi bakımından Kanada gibi ülkeler için örnek oluşturduğunu belirtti. Bu birikimin Orta Asya, Balkanlar, Afrika ve diğer gelişmekte olan jeotermal pazarlarına dersler sunabileceğini ifade etti.
Brommer, jeotermalin uluslararası enerji tartışmalarında diğer yenilenebilir kaynaklar kadar görünür olmadığını, ancak Antalya’da Türkiye’nin ev sahipliğinde düzenlenecek COP31’in bu durumu değiştirmek için fırsat yaratabileceğini söyledi. COP31’de politika yapıcıların, düzenleyici kurumların, kalkınma bankalarının, yatırımcıların ve uzmanların somut çözümler etrafında buluşturulması gerektiğini belirten Brommer, başarının jeolojik potansiyeli sürdürülebilir yatırımlara, altyapıya ve toplumsal faydaya dönüştürme kapasitesiyle ölçüleceğini kaydetti.
Habertürk ↗ · Başlık ve özet AI desteğiyle düzenlendi.
Bu içerik genel bilgilendirme amaçlıdır; kişisel yatırım tavsiyesi değildir.