İşe iade hakkı Uluslararası Çalışma Örgütünün (ILO) 158 Sayılı Sözleşmesine uyum amacıyla 2003 yılında kanuna giren önemli bir işçi hakkıdır. 4857 Sayılı İş Kanunu’nun 18’inci maddesi ile devam eden maddelerde düzenlenen iş güvencesi, işverene, işçiyi işten çıkartırken geçerli bir sebebe dayandırma yükümlülüğü getirmektedir.
Kanuna göre, işveren 30 veya daha fazla işçi çalışan iş yerlerinde en az 6 aylık kıdemi olan işçinin belirsiz süreli iş sözleşmesini feshederken, işçinin yeterliliğinden veya davranışlarından ya da işletmenin, iş yerinin veya işin gereklerinden kaynaklanan geçerli bir sebebe dayanmak zorundadır.
İş sözleşmesi feshedilen işçi, iş akdi feshedilirken sebep gösterilmezse veya gösterilen sebebin geçerli bir sebep olmadığı iddiasıyla işe iade davası açabilir.
Bakanlar Kurulu imzasıyla TBMM’ye sunulan kanun tasarısının ilk halinde iş güvencesinden yararlanma sınırı 10 işçi olarak belirlenmişti. İşçi sayısı 10 ve daha fazla olan iş yerlerinde işten çıkartılan işçi için geçerli bir sebep gösterilmesi gerekiyordu. Ancak, tasarının 2003 yılında TBMM Genel Kurulundaki görüşmeleri sırasında kabul edilen önerge ile işçi sayısı 30’a çıkartıldı.
Peki bu ne anlama geliyordu? Sosyal Güvenlik Kurumu verilerine göre, Türkiye’de 17 milyon 268 bin sigortalı işçi bulunuyor. Bu işçilerin 8 milyon 661 bini 30 ve daha fazla işçisi bulunan iş yerlerinde çalışıyor. Geri kalan 8 milyon 606 bin işçi ise iş güvencesi kapsamının dışında yer alıyor.
Eğer tasarıdaki gibi 10 işçi sınırı devam etseydi, 17,3 milyon işçiden 12 milyonu iş güvencesi kapsamında olacaktı ve işe iade hakkından yararlanabileceklerdi. Tasarıdaki bu değişiklik dolayısıyla yaklaşık 3,3 milyon işçi daha iş güvencesi kapsamından çıkartıldı.
İşçinin işe iade davası açabilmesi için işten çıkartıldığı tarihte iş yerinde 30 ve daha fazla işçi çalışıyor olması gerekir. Otuz işçi bulunup bulunmadığı hesaplanırken, işverenin aynı işkolunda birden fazla iş yerinin bulunması halinde, bu iş yerlerinde çalışan toplam işçi sayısı dikkate alınır.
Bir iş yerinde yürütülen asıl işe yardımcı işler de asıl işin dahil olduğu iş kolundan sayılır. Otuz işçi sayısı tespit edilirken belirli-belirsiz süreli, tam- kısmi süreli, daimi – mevsimlik iş sözleşmesi ile çalışanların tamamı hesaba dahil edilir. Bu işçilerin, fesih bildiriminin gerçekleştiği tarihte fiilen çalışması zorunlu değildir. Sözleşmelerinin devam etmesi yeterlidir.
Bununla birlikte, hastalık, iş kazası, gebelik ya da yıllık izin kullanan işçilerin yerine geçici olarak ikame işçi alınmış ise bu işçiler 30 işçi sayısına dahil edilmiyor.
Çırak, stajyer ve meslek öğrenimi gören öğrenciler ile süreksiz işlerde çalışanlar ve taşeron işçileri de 30 işçi hesabında dikkate alınmaz. Ancak, Yargıtay kararlarına göre, işverenin iş güvencesi hükümlerinden kaçmak amacıyla işçilerin bir kısmını muvazaalı olarak taşeron işçisi olarak göstermesi halinde, bu işçilerin de hesaba katılması gerekir.
Yukarıda belirttiğim gibi, işe iade hakkından yararlanılabilmesi için 30 işçi kriterinin yanı sıra bir diğer koşul da iş yerinde 6 aylık kıdemin bulunmasıdır. Yeraltı işlerinde çalışan işçiler için 6 ay çalışma şartı aranmadığını da kayda geçirmek gerekir.
Altı ay hesabında, aşağıdaki haller çalışma süresinden sayılır:
İşçilerin işveren tarafından iş yerlerinden başka bir yerde çalıştırılmak üzere gönderilmeleri halinde yolda geçen süreler.
İşçinin işinde ve her an iş görmeye hazır bir halde bulunmakla beraber çalıştırılmaksızın ve çıkacak işi bekleyerek boş geçirdiği süreler.
İşçinin işveren tarafından başka bir yere gönderilmesi veya işveren evinde veya bürosunda yahut işverenle ilgili herhangi bir yerde meşgul edilmesi suretiyle asıl işini yapmaksızın geçirdiği süreler.
Çocuk emziren kadın işçilerin çocuklarına süt vermeleri için belirtilecek süreler.
Demiryolları, karayolları ve köprülerin yapılması, korunması ya da onarım ve tadili gibi, işçilerin yerleşim yerlerinden uzak bir mesafede bulunan işyerlerine hep birlikte getirilip götürülmeleri gereken her türlü işlerde bunların toplu ve düzenli bir şekilde götürülüp getirilmeleri esnasında geçen süreler.
Görüldüğü gibi, 6 aylık çalışma süresinin hesabında çalışılmış gibi sayılan haller arasında raporlu günler bulunmuyor. Bu nedenle, zorunlu olmadıkça yeni girilen işte ilk 6 aylık süre doluncaya kadar rapor kullanmamaya özen göstermek gerekir.
Bu içerik genel bilgilendirme amaçlıdır; kişisel yatırım tavsiyesi değildir.