TCMB’nin politika faizini %37'den %36'ya indirmesini ve faiz koridorunun geneline yayılan 100 baz puanlık gevşeme adımını değerlendiren Prof. Dr. Evren Bolgün, bu kararın piyasada önceden oluşan konsensüsle tam paralellik gösterdiğini ifade etti. Karar öncesinde iktisadi faaliyette ve özellikle iç talepte belirgin bir yavaşlama yaşandığına dikkat çeken Prof. Dr. Bolgün, çekirdek enflasyon göstergeleri ile harcama eğilimindeki zayıflamanın TCMB’nin faiz indirim kararını destekleyen temel etkenler olduğunu belirtti.
Kredi piyasalarındaki mevcut tabloyu inceleyen Prof. Dr. Bolgün, tüketici ve ticari kredi artış hızının enflasyonun gerisinde kaldığını ve reel olarak bir daralma yaşandığını vurguladı. Özellikle KOBİ'ler ve ticari segment üzerindeki kısıtlayıcı aylık sınırların esnetilebileceğini öngören Prof. Dr. Bolgün, önümüzdeki süreçte kredilere yönelik ilave makro ihtiyati rahatlatıcı adımların gündeme gelebileceğini kaydetti.
Enflasyon görünümü üzerindeki yukarı yönlü risklerin geçerliliğini koruduğunu belirten Prof. Dr. Bolgün, brent petrol fiyatlarındaki yüksek seyir ve gıda fiyatlarındaki volatilitenin enflasyonda katılık yarattığına işaret etti. Küresel piyasalarda ABD Merkez Bankası'nın (Fed) izleyeceği faiz patikasının da yakından takip edilmesi gerektiğini ifade eden Prof. Dr. Bolgün, dış kanaldan gelebilecek bu baskıların TCMB'nin aralık ayındaki muhtemel faiz indirimi için hareket alanını kısıtlayabileceğini dile getirdi.
Borsadaki düşüş eğiliminin TCMB’nin faiz kararından ziyade fon piyasasında yaşanan sıkıntılardan ve MSCI açıklamalarından kaynaklandığını aktaran Prof. Dr. Bolgün, kısa vadede borsa tarafında kalıcı bir kalıcı yükseliş trendi beklemediğini söyledi. Döviz kuru tarafında ise panik gerektirecek bir durum olmadığını belirten Prof. Dr. Bolgün, aylık bazdaki sınırlı artışlarla birlikte dolar/TL'nin yıl sonunda 52 TL seviyesinin altında kalmasının muhtemel göründüğünü sözlerine ekledi.
Bu içerik genel bilgilendirme amaçlıdır; kişisel yatırım tavsiyesi değildir.