Türkiye'de enflasyonun 57 ay sonra %30 seviyesinin altına gerilediğini ifade eden Dr. Gözde Sarak, önümüzdeki bir yıllık dönem için enflasyon beklentisinin %24 civarında seyrettiğini belirtti. Mevcut %37'lik politika faizinin %10'u aşan bir reel faiz anlamına geldiğini vurgulayan Dr. Sarak, bu seviyenin gelişmekte olan ülkelerle kıyaslandığında oldukça yüksek kaldığını dile getirdi. Ekonomik aktivitede yavaşlama görüldüğünü ve talep tarafında aşırı bir ısınma yaşanmadığını aktaran Dr. Sarak; buna karşın aylık %2’nin üzerinde seyreden çekirdek enflasyon ile kira ve hizmet kalemlerindeki katılık nedeniyle fiyatların kolay gevşemediğini kaydetti. 2027 sonu enflasyon beklentisinin 9 aydır üst üste yükseldiğine dikkat çeken Dr. Sarak, piyasaların son dönemdeki düşüşe inandığını ancak bunun kalıcılığı konusunda henüz tam ikna olmadığını savundu.

TCMB’nin karar öncesinde elinin çok rahat olmadığını söyleyen Dr. Sarak, son 6 haftada yaşanan fon gündemi nedeniyle rezervlerden çıkışlar yaşandığına işaret etti. Küresel tarafta 110 dolara yaklaşan petrol fiyatları ve ABD Merkez Bankası'nın (Fed) yeniden faiz artırımını gündeme getirmesinin risk yarattığını belirten Dr. Sarak, buna rağmen piyasa konsensüsünün ve TCMB anketlerinin 100 baz puanlık faiz indirimi yönünde oluştuğunu ifade etti. Politika faizinin %37’den %36’ya çekilmesinin büyük ölçüde fiyatlandığını bildiren Dr. Sarak, açıklanacak karar metninin tonunun piyasalar açısından son derece belirleyici olacağını ekledi.

Olası bir faiz indiriminde teknik detayların önemine değinen Dr. Sarak, TCMB’nin faiz koridorunun üst bandı olan %40'lık gecelik borç verme faizini sabitlemesi durumunda, kur veya fon tarafında yaşanabilecek dalgalanmalara karşı doğrudan faiz artırmadan sıkılaştırma yapma alanı elde edeceğini açıkladı. Yabancı yatırımcıların TL faizinden elde ettiği kazanç ile kur değer kaybı ve borçlanma maliyetlerini kıyaslayan Dr. Sarak, mevcut kur hızıyla yabancı yatırımcıya yıllık %7 ila %9 arasında bir avantaj kaldığını hesapladı. 100 baz puanlık bir indirimin bu avantajı yaklaşık 1 puan kadar düşüreceğini belirten Dr. Sarak, kurdaki değer kaybının yıllık birkaç puan hızlanması halinde bu avantajın tamamen eriyebileceğini, bu nedenle kur hareketinin faiz kararından daha etkili bir unsur olduğunu dile getirdi.

Piyasada rezerv tamponunun korunması açısından kritik bir döneme girildiğini hatırlatan Dr. Sarak, mevcut dengelerin temkinli bir indirim ve sıkı bir iletişim politikasından yana olduğunu savundu. Karar sonrasında metinde kullanılacak tonun ve faiz koridorunda bir değişikliğe gidilip gidilmeyeceğinin yakından takip edileceğini belirten Dr. Sarak, TCMB'nin atacağı adımların piyasa güveni açısından belirleyici olacağını vurguladı.

Ekonomim ↗

Bu içerik genel bilgilendirme amaçlıdır; kişisel yatırım tavsiyesi değildir.