Küresel piyasalarda ABD ve Asya borsalarında sert düşüşlerin yaşandığına dikkat çeken Dr. Sevgen, özellikle yapay zeka yatırımlarının yüksek maliyeti ve bu yatırımların karlılığa dönüşme süresiyle ilgili tartışmaların teknoloji hisselerini baskıladığını belirtti. Büyük teknoloji şirketlerinin bilançolarındaki ayrışmaya işaret eden Dr. Sevgen, borçlanarak teknoloji hisselerine yapılan yatırımların ardından yatırımcıların artık 'karlılık nerede?' sorusunu sormaya başladığını ifade etti.
Yurt dışı piyasalardaki kaldıraçlı fonların kontrolsüz yapısına değinen Dr. Sevgen, bu fonlarda yaşanan sıkışmalar ve teminat tamamlama çağrıları nedeniyle altın ve gümüş gibi emtialarda da satışların tetiklendiğini kaydetti. Yatırımcıların bu belirsizlik ortamında teknoloji ve emtiadan çıkarak ABD 10 yıllık tahvillerine, yani güvenli limanlara yöneldiğini aktardı.
İç piyasada TBMM Genel Kurulu'nda görüşülen portföy blokajı (PBLK) ve fon tasfiye süreçlerini içeren yasa tasarısını değerlendiren Dr. Sevgen, yaşanan fon krizinin piyasaların moralini ciddi şekilde bozduğunu dile getirdi. Satış talimatı veren yatırımcıların hesaplarına bloke konulması gibi durumların likidite ve güven sorununu derinleştirdiğini belirten Dr. Sevgen, aracı kurumlar ve portföy yönetim şirketleri üzerinde oluşan baskının sektör genelinde küçülmeye yol açtığını vurguladı.
Bazı kurumların işlemlerinin durdurulmasının piyasadaki güven zedelenmesini artırdığını ifade eden Dr. Sevgen, net bir yanıt alamayan yatırımcıların güvensizlik içerisinde hareket ettiğini söyledi.
Borsa İstanbul BIST 100 endeksinde 12.000 seviyesinin kritik bir direnç olduğunu hatırlatan Dr. Sevgen, son tepki alımlarının bir "ölü kedi sıçraması" niteliğinde kalabileceği ve 11.000 seviyelerine doğru gerileme riskinin masada olduğu konusunda uyarıda bulundu. Borsa genelinde işlem hacimlerinin tarihi düşük seviyelere gerilediğini vurgulayan Dr. Sevgen, alıcıların kenara çekildiği bir ortamda piyasanın hacimsiz bir şekilde aşağı sürüklendiğini aktardı.
Asıl vahim tablonun BIST 100 dışındaki şirketleri kapsayan BIST Tüm endeksinde yaşandığını belirten Dr. Sevgen, bu endeksin 79.000 seviyelerinden 39.000 seviyelerine kadar gerilediğini ve halka arz endeksinde %65'i aşan kayıplar görüldüğünü dile getirdi. Birçok kaliteli şirketin defter değerinin 0,20 - 0,30 seviyelerine kadar düştüğüne dikkat çeken Dr. Sevgen, piyasada önün görülmeye başlanması ve tasfiye edilecek fon satışlarının netleşmesiyle birlikte bu dip seviyelerden tepki alımlarının gelebileceğini değerlendirdi.
Bütçe görüşmelerinden ziyade TCMB'nin faiz kararının piyasalar için çok daha kritik ve öncelikli olduğunu vurgulayan Dr. Sevgen, piyasada 100 baz puanlık bir faiz indirimi beklentisinin hakim olduğunu söyledi.
Politika faizinin %36 seviyesine çekilmesi durumunda bileşik bazda yatırımcının eline geçecek net getirinin %34,5 civarında olacağını ve %30 enflasyon varsayımıyla kaba bir hesapla yaklaşık 4 puanlık bir reel getiri kalacağını hesaplayan Dr. Sevgen, TCMB’nin faizi düşürmeme veya pas geçme kararı alması halinde ise özellikle bankacılık sektöründe bir rahatsızlık oluşabileceğine işaret etti.
Yılbaşındaki yüksek endeks hedeflerinin gelişen jeopolitik riskler, savaş ortamı ve iç siyasal/ekonomik dinamikler nedeniyle saptığını kabul eden Dr. Sevgen, buna rağmen karamsarlığın aşırıya kaçmaması gerektiğini belirterek BIST 100 endeksinin yıl sonunda 10.000 puanın üzerinde kalabileceğini öngördü. Dr. Sevgen, yatırımcıların kısa vadeli dalgalanmalar yerine şirketlerin temel rasyolarına ve defter değerlerine odaklanarak yatırım yapmaları tavsiyesinde bulundu.
Bu içerik genel bilgilendirme amaçlıdır; kişisel yatırım tavsiyesi değildir.