Bloomberg tarafından gerçekleştirilen ankete katılan ekonomistlerin büyük bölümü, AMB'nin gelecek haftaki toplantıda faiz oranlarını değiştirmeyeceği görüşünde birleşti.
Ankete göre bankanın aralık ayında mevduat faizini 25 baz puan artırarak yüzde 2,75'e yükseltmesi ve bu seviyeyi Mayıs 2028'e kadar koruması bekleniyor. Para piyasalarında ise gelecek yıl üç faiz artışının daha gerçekleşebileceği fiyatlanıyor.
Beklentiler arasındaki farklılık, enflasyonu yüzde 2'lik hedefe döndürmek için ne kadar sıkı para politikası gerektiği konusunda ekonomistler ile yatırımcıların farklı değerlendirmeler yaptığını ortaya koyuyor.
Enerji fiyatlarındaki yükseliş, AMB'nin faiz politikasını belirlerken dikkate aldığı temel unsurlar arasında yer alıyor. Ancak ekonomistler, artan enerji maliyetlerinin ücretlere ve diğer ürünlerin fiyatlarına yayıldığını gösteren belirgin işaretlerin henüz ortaya çıkmadığına dikkat çekiyor.
Rabobank Ekonomisti Bas van Geffen, enerji enflasyonunun ücret ve fiyat belirleme süreçlerine yayıldığına ilişkin güçlü kanıtlar bulunmadığını belirtti. Van Geffen, bu nedenle AMB'nin faiz artışlarını hızlandırmak yerine aralık ayına kadar bekleyebileceğini ifade etti.
AMB, İran savaşının ardından haziran ve eylül aylarında olmak üzere iki kez faiz artırmıştı.
Euro bölgesinde enflasyon geçen ay yüzde 3,8'e yükselirken ekonomik faaliyetlerin beklenenden daha dirençli kalması, para politikasına ilişkin değerlendirmeleri zorlaştırdı.
AMB yetkilileri, enerji fiyatlarındaki yükselişin geçici bir şok olarak kalmasını ve ekonomide kalıcı enflasyon baskısına dönüşmemesini hedefliyor.
Bloomberg anketine katılan ekonomistlerin üçte ikisinden fazlası, petrol fiyatlarının varil başına 110 doların üzerine çıkmasıyla euro bölgesi ekonomisinin eylül ayında öngörülen temel senaryodan daha olumsuz bir görünüm sergilediğini düşünüyor.
Berlin'deki International School of Management öğretim görevlisi Dennis Shen ise yüksek enflasyonun uzun süre devam etmesinin ücretler, fiyatlar ve enflasyon beklentileri üzerinde ikinci tur etkiler oluşturabileceği uyarısında bulundu.
Avrupa Merkez Bankası'nın karşı karşıya olduğu bir diğer önemli risk, tahvil getirilerindeki yükseliş oldu.
Fransa'nın gösterge tahvil faizinin bu hafta 2002'den bu yana ilk kez yüzde 5'e ulaşması, Euro bölgesinde yeni bir borç krizi yaşanabileceğine ilişkin endişeleri artırdı.
Tahvil getirilerindeki yükseliş, kamu borçlanma maliyetlerini artırarak özellikle borç yükü yüksek ülkeler üzerinde baskı oluşturabiliyor. Bu durum, enflasyonla mücadele için faiz artırımlarını değerlendiren AMB'nin para politikası kararlarını daha karmaşık hale getiriyor.
Bloomberg anketine katılan ekonomistlerin yaklaşık yüzde 70'i, AMB'nin tahvil piyasalarındaki hareketliliğe karşı doğrudan müdahalede bulunmasını beklemiyor. Ekonomistlerin yaklaşık yüzde 90'ı da düzensiz piyasa hareketlerini önlemek amacıyla oluşturulan Aktarım Koruma Aracı'nın (TPI) devreye alınmasını olası görmüyor.
Bununla birlikte bazı ekonomistler, bankanın piyasalardaki baskıyı hafifletmek için daha sınırlı adımlar atabileceğini değerlendiriyor. Bu seçenekler arasında faiz artışlarına ilişkin daha güvercin mesajlar verilmesi ve niceliksel sıkılaştırma programının durdurulması bulunuyor.
ING Küresel Makroekonomi Başkanı Carsten Brzeski, AMB'nin Fransa'nın karşı karşıya olduğu finansal baskıyı hafifletmek amacıyla faiz artışlarına ilişkin beklentileri yumuşatacak iletişim adımları atabileceğini belirtti.
Önümüzdeki dönemde petrol fiyatlarının seyri, enflasyonun kalıcılığı ve tahvil piyasalarındaki gelişmeler, AMB'nin aralık ayında faiz artırıp artırmayacağı konusunda belirleyici olacak.
Ekonomistlerin temel beklentisi aralık ayında 25 baz puanlık artış yönünde olsa da enerji fiyatlarındaki gelişmeler ve finansal piyasalardaki riskler, bankanın kararında etkili olmaya devam edecek.
Bu içerik genel bilgilendirme amaçlıdır; kişisel yatırım tavsiyesi değildir.